Tanımadığımız Bir Şeyi Korumamız Mümkün Değil!

Tanımadığımız Bir Şeyi Korumamız Mümkün Değil!

Bu söz beni gerçekten etkiliyor. Bu sebeple çocukların doğayı daha fazla tanımaları için fırsatlar yaratmaya çalışıyorum.(Neler yapmaya çalıştığım/ çalıştığımız ayrı bir yazı konusu.) Eğer doğayı koruyamazsak, ilerde çocuklarımızı büyük tehlikeler bekliyor olacak.

Ne mi yapıyorum peki ben? Çocuklarla beraber daha fazla doğada olmanın yollarını arıyorum.

IMG_7789Bu nedenle geçen baharda Almanya’ya gittim. Almanya’nın en kuzeyinde bulunan küçük bir kasaba Flensburg.

Bizi kabul eden ve yaptığı eğitim ile ilgili detayları paylaşan öğretmen uzun zamandır Flensburg Orman sınıfının başında bulunuyor.

Beraber oldukları yaş grubu 2 ile 6 yaş arasında 22 çocuktan oluşuyor. İki öğretmen ve bir stajer olarak çalışıyorlar. Ormanın içine çocukları karşıladıkları bir alanları var. Her sabah aileler genelde bisikletleri ile çocuklarını buraya getiriyorlar ve öğretmenlere teslim ediyorlar. Çocuklar kahvaltı etmiş olarak geliyor. Ve hemen oyuna geçiyorlar. Tüm çocuklar aşağı yukarı 09.30 kadar gelmiş oluyorlar.

Sonrasında bulundukları alanda çember şeklinde oturabilecekleri bir alanları var, oraya çağırılıyor bütün çocuklar. Ama bu çağırılma bir şarkı ile. Öğretmenlerden bir tanesi sesini yükseltmeden normal bir ses tonu ile şarkı söylemeye başlıyor ve çocuklar oturma alanına gelmeye başlıyor. Sabah yoklamasını yapıyorlar. Öğretmenler değil çocuklar yapıyor. Kaç kişi olduklarını saymak isteyen var mı sorusuna cevap veren 2 yaşındaki bir çocuk yanlış sayarak vermese de öğretmen tüm sakinliği ile kabul edip, teşekkür ederek başka bir çocuğa söz veriyor.5- 6 yaşlarındaki çocuklar kaç kişi geldiğini kimlerin gelmediğini söyleyerek toplama-çıkarma çalışmaları yapıyorlar.

IMG_8007Hava durumunu ve hangi oyun alanına gitmek istedikleri konuşuyorlar sonra. Niye hangi oyun alanı? Çünkü ormanda kullanabilecekleri 40 ayrı oyun alanı var. Bu oyun alanlarının hiçbirinde yapılandırılmış malzeme yok. 40 oyun alanının isimleri var. Ve hava durumuna göre ortak karar veriliyor. Bir oyun alanına karar verildikten sonra yola çıkıyoruz. Yaklaşık 1,5kmlik bir yürüme yolumuz var.

Çocuklardan büyük olanların birkaç tanesi önden koşarak gitmeye başladılar. Biz misafir olarak kalabalık bir gruptuk. Yaklaşık 15 yetişkin olarak çocukların arasında yürüyoruz. Bir süre sonra önden giden çocuklar durdu. Ben de neden durduklarını sordum. Burası yol ayrımı, hangi taraftan gideceğimize Petra karar verecek, onu bekliyoruz dedi. Sonra Petra ile konuştuğumuzda hava şartlarına göre hangi yollardan gidileceğine kararı öğretmenlerin verdiğini ve çocukların yol ayrımlarında beklediklerini söyledi. Bu arada bir çocuk dikkatimi çekti. Kendi boyunun yaklaşık 3 katı uzunluğundaki bir ağaç dalını arkasından sürükleyerek taşıyordu. Tüm yol boyunca taşıdı oyun alanına kadar, dönüşte yine oyun alanından geri toplanma alanına kadarda taşıdı. Ben orman okulları ile ilgili eğitimi Finlandiya’dan almıştım ve onların sisteminde şöyle bir kural vardı. Herkes kendi kol boyu kadar dal parçası taşıyabilir. Bu bilgi ile Petra’ya bunu sordum. Siz izin veriyorsunuz ve sakınca görmüyorsunuz dedim. O da bana Evet, görmüyorum. Çünkü her çocuğun ihtiyacı ve gelişim süreci farklı. O çocuk o dal parçası ile vücut dengesini bulmaya çalışıyor. IMG_8003Başkalarına ve kendine zarar vermediği sürece problem değil ki dedi. Doğru! Bir öğretmenin çocukların gelişim ve ihtiyaçlarına göre karar verebilmesi ve uygulayabilmesidir esas fayda.

Gittiğimiz oyun alanı değişik bir alandı. Bir çok ağacın devrilmiş olduğu bir alan. Bu bölgede devrilen ve kesilmek zorunda hiçbir ağaç yerinden kaldırılmıyor. Tekrar doğaya dönüşümü bekleniyor. Çocuklar için inanılmaz bir cennet, ağaçlardan köprüler, oyuklar, farklı farklı alanlar dolu. Yaklaşık 40- 50 dakika çocuklar serbest oyun oynadılar.

Flensburg’ta bir orman anaokulunun günü işte böyle geçiyor. Biz ise şimdilik haftada üç gün iki saat ormana gidebiliyoruz. Bir gün inanıyorum ki, hem böyle bir eğitimi bizlerde yapabileceğiz hem de böyle eğitmenler yetiştirebileceğiz.

Yani doğa hem çocuklar hem de yetişkinler için en iyi eğitim ortamı….

Ormana Düzenli Giden Çocuklarda Gözlemlediğim 5 Değişiklik

Ormana Düzenli Giden Çocuklarda Gözlemlediğim 5 Değişiklik

Yazar: Esra Gür Demirbaş

Screen Shot 2017-02-23 at 11.07.59Daha üniversitedeyken küçük çocuklarla çalışmaya karar verdim, meslek seçimimi de bu yönde yaptım. Pedagoji eğitiminden sonra kısa süre ilkokulda rehberlik yapıp, uzun süre evim olacak ve hala olan anaokuluma geldim. Yüzlerce çocukla tanışma, hayatına dokunma fırsatım oldu.

Bizim jenerasyon anne-babalar çoğunlukla sokakta oyun oynayarak büyüyen bir nesildik. Şimdi maalesef kendi çocuklarımızı sokakta yaşıtları ile oyun oynamasına izin veremiyoruz. Malum bir sürü sebepten dolayı dört duvar arasına hapsolmaktan dışarda oyun oynamanın önemini unuttuk maalesef… Durum böyle olunca benim için çocukların bahçede, Screen Shot 2017-02-23 at 11.10.19doğada olması daha mühim oldu. Okulda her hava koşulunda mutlaka günde bir saati bahçede geçiriyorduk ama bunun daha ilerisi ne olur diye araştırınca, doğada eğitim üzerine eğildim. Aldığım eğitimlerle birlikte her hafta çocukları ormana götürmeye, orada zaman geçirmeye, çocuklara eğitimimizi orada da vermeye başladık.

Orman deyince hemen önümüze çıkan ağaçlık yeri seçmedik tabi. Önceden risk analizleri yapılan, hep aynı alana çocukları götürdük. Böylelikle çocuklar hep aynı yerde doğayı deneyimledikleri için kendilerini güvende hissederken, bulundukları yeri bir sınıf gibi görmeye başladılar. Aynı okuldaki sınıflarını benimsemeleri gibi, gittikleri bölgede kendilerini oraya ait hissettiler. Mevsimler geçtikçe doğadaki değişimi fark etmeye başladılar.

Bazen de onları şaşırtmak, heyecanlandırmak için yine tabi ki bizim daha önceden bildiğimiz orman yollarına saptık, yeni yerler keşfetmelerine izin verdik. Çocuklar yaşları itibari ile zaten çok meraklılar. Doğal yaşamının içinde keşfe çıkan çocuk, elleyen, dokunan, soran, araştıran çocuk, tahmininizden çok daha fazla deneyim ediniyor.

 

Yaklaşık bir senedir çocukları düzenli olarak ormana götüren bir eğitimci olarak neler mi gözlemliyorum?

 

  1. 4089A380-61F3-4741-9CFE-B0C3DA993F1E

    Tuzak hazırlıkları

    Çözüm bulma yeteneği ve kendine güvenin artması

    Orman tabi ki sokaklar, caddeler gibi dümdüz değil. Çukurlar, yükseltiler var. Çocuklar o kadar alışıklar ki dümdüz yollarda yürümeye… Ormanda koşmaya başlayınca devrilir oldular. Baktılar ki, kaldıran yok, elini tutan yok, yolu gösteren yok…. Mecbur kendi sorununu kendi çözme yolunu buldular. Mesela devamlı düşen bir çocuğumuz dal ile kendine yol açıp, düşmeme yöntemini seçti. Ormanda düşmemek, oyun oynamak, gezmek için kendi yöntemlerini buldukça kendilerine güvenleri arttı.

  2. Çevrelerindeki her şey bir oyun, oyuncak olabiliyor

    Durmadan oyuncak aldığımız, yeni oyuncak istemekten hiç vazgeçmeyen çocuklarımızın aslında çevrelerinde hiç oyuncak olmadığında kendi yaratıcılıkları ile oyun ortamını yaratabiliyorlar.  Doğadaysanız çocuğun ayrıca oyuncağa ihtiyacı olmuyor.  İki dal ve bir kütük ile neler yapılabileceğine, küçük bir su birikintisinin kocaman bir deniz olabildiğine, taşları üst üste koyup nasıl sahne yapıldığı ve daha yüzlerce birbirine benzemeyen oyunun üretilmesine şahit oldum. Çocukların hiç biri oyuncak aramadı ormandayken.

  3. IMG_1734Anı yaşama ve farkındalık seviyesinin artması

    Bir sınıf dolusu yerinde duramayan çocuğun bir kuşun sesini dinlemek için sessiz kalabilmesini, yaprakların üzerine düşen çiğ tanelerini uzun uzun izlemelerini, hayatında ilk defa elleriyle kuş besleyen çocukların heyecanını görmeniz lazım. Mevsim değişimlerini her hafta gittiğimizde farketmeleri, değişimin nasıl olduğunu takip etmeleri her ormana gittiğimiz de arttı. Daha önce bizim dikkat etmediğimiz minik detayları onlar farkeder oldu.

  4. Doğaya, arkadaşına ve hayvanlara saygı ve sevgi gösterme

    Her orman sabahında gökyüzünü, ağaçları, bulutları, ormandaki hayvanları selamlamayı, ormanda rahat gidebilsin diye sonbahar yapraklarını solucanın önünden çekmeyi, ağaç gövdelerine “arkadaşım” diye sarılmayı, fırtanada dalı kırılmış bir ağaca “geçmiş olsun” demeyi kısaca doğanın bize verdiklerini ondan isterken izin almayı keşfettiler.  Bir ağaç dalını tek başına taşıyamadıklarında birbirleri ile beraber çalışıp, dayanışma ile neler başarabileceklerini gördüler.  Çocukların doğaya, doğanın çocuklara ihtiyacı olduğunu gördüler.

  5. IMG_1682Her hava koşulunda eğlence

    Soğuk, yağmurlu havada dışarı çıkmaya üşenmek ya da “aman hastalanır” diye endişelenmek biz büyüklerin hüsnü kuruntusu.  Çocuklar her havada oyun oynayabiliyor. Kırağı düşmüş yaprakların çıkardığı sese heyecanlanıp, ilk ben basacağım diye koşmak, küçük bir rampanın yağmurdan çamur olmuş toprağından kaydırak yapmak, üşümemek için hareket etmenin önemini onlar bizden daha iyi biliyor. Sıcak havalarda sineklerin dansını da izlemeyi de onlardan öğrendim. Yağmur ya da kara uygun kıyafetlerle çamurda oynayabileceklerini söylediğimizde gözlerindeki parlaklık ve sevinç paha biçilmez.