Yazar: Esra Gür Demirbaş

Screen Shot 2017-02-23 at 11.07.59Daha üniversitedeyken küçük çocuklarla çalışmaya karar verdim, meslek seçimimi de bu yönde yaptım. Pedagoji eğitiminden sonra kısa süre ilkokulda rehberlik yapıp, uzun süre evim olacak ve hala olan anaokuluma geldim. Yüzlerce çocukla tanışma, hayatına dokunma fırsatım oldu.

Bizim jenerasyon anne-babalar çoğunlukla sokakta oyun oynayarak büyüyen bir nesildik. Şimdi maalesef kendi çocuklarımızı sokakta yaşıtları ile oyun oynamasına izin veremiyoruz. Malum bir sürü sebepten dolayı dört duvar arasına hapsolmaktan dışarda oyun oynamanın önemini unuttuk maalesef… Durum böyle olunca benim için çocukların bahçede, Screen Shot 2017-02-23 at 11.10.19doğada olması daha mühim oldu. Okulda her hava koşulunda mutlaka günde bir saati bahçede geçiriyorduk ama bunun daha ilerisi ne olur diye araştırınca, doğada eğitim üzerine eğildim. Aldığım eğitimlerle birlikte her hafta çocukları ormana götürmeye, orada zaman geçirmeye, çocuklara eğitimimizi orada da vermeye başladık.

Orman deyince hemen önümüze çıkan ağaçlık yeri seçmedik tabi. Önceden risk analizleri yapılan, hep aynı alana çocukları götürdük. Böylelikle çocuklar hep aynı yerde doğayı deneyimledikleri için kendilerini güvende hissederken, bulundukları yeri bir sınıf gibi görmeye başladılar. Aynı okuldaki sınıflarını benimsemeleri gibi, gittikleri bölgede kendilerini oraya ait hissettiler. Mevsimler geçtikçe doğadaki değişimi fark etmeye başladılar.

Bazen de onları şaşırtmak, heyecanlandırmak için yine tabi ki bizim daha önceden bildiğimiz orman yollarına saptık, yeni yerler keşfetmelerine izin verdik. Çocuklar yaşları itibari ile zaten çok meraklılar. Doğal yaşamının içinde keşfe çıkan çocuk, elleyen, dokunan, soran, araştıran çocuk, tahmininizden çok daha fazla deneyim ediniyor.

 

Yaklaşık bir senedir çocukları düzenli olarak ormana götüren bir eğitimci olarak neler mi gözlemliyorum?

 

  1. 4089A380-61F3-4741-9CFE-B0C3DA993F1E

    Tuzak hazırlıkları

    Çözüm bulma yeteneği ve kendine güvenin artması

    Orman tabi ki sokaklar, caddeler gibi dümdüz değil. Çukurlar, yükseltiler var. Çocuklar o kadar alışıklar ki dümdüz yollarda yürümeye… Ormanda koşmaya başlayınca devrilir oldular. Baktılar ki, kaldıran yok, elini tutan yok, yolu gösteren yok…. Mecbur kendi sorununu kendi çözme yolunu buldular. Mesela devamlı düşen bir çocuğumuz dal ile kendine yol açıp, düşmeme yöntemini seçti. Ormanda düşmemek, oyun oynamak, gezmek için kendi yöntemlerini buldukça kendilerine güvenleri arttı.

  2. Çevrelerindeki her şey bir oyun, oyuncak olabiliyor

    Durmadan oyuncak aldığımız, yeni oyuncak istemekten hiç vazgeçmeyen çocuklarımızın aslında çevrelerinde hiç oyuncak olmadığında kendi yaratıcılıkları ile oyun ortamını yaratabiliyorlar.  Doğadaysanız çocuğun ayrıca oyuncağa ihtiyacı olmuyor.  İki dal ve bir kütük ile neler yapılabileceğine, küçük bir su birikintisinin kocaman bir deniz olabildiğine, taşları üst üste koyup nasıl sahne yapıldığı ve daha yüzlerce birbirine benzemeyen oyunun üretilmesine şahit oldum. Çocukların hiç biri oyuncak aramadı ormandayken.

  3. IMG_1734Anı yaşama ve farkındalık seviyesinin artması

    Bir sınıf dolusu yerinde duramayan çocuğun bir kuşun sesini dinlemek için sessiz kalabilmesini, yaprakların üzerine düşen çiğ tanelerini uzun uzun izlemelerini, hayatında ilk defa elleriyle kuş besleyen çocukların heyecanını görmeniz lazım. Mevsim değişimlerini her hafta gittiğimizde farketmeleri, değişimin nasıl olduğunu takip etmeleri her ormana gittiğimiz de arttı. Daha önce bizim dikkat etmediğimiz minik detayları onlar farkeder oldu.

  4. Doğaya, arkadaşına ve hayvanlara saygı ve sevgi gösterme

    Her orman sabahında gökyüzünü, ağaçları, bulutları, ormandaki hayvanları selamlamayı, ormanda rahat gidebilsin diye sonbahar yapraklarını solucanın önünden çekmeyi, ağaç gövdelerine “arkadaşım” diye sarılmayı, fırtanada dalı kırılmış bir ağaca “geçmiş olsun” demeyi kısaca doğanın bize verdiklerini ondan isterken izin almayı keşfettiler.  Bir ağaç dalını tek başına taşıyamadıklarında birbirleri ile beraber çalışıp, dayanışma ile neler başarabileceklerini gördüler.  Çocukların doğaya, doğanın çocuklara ihtiyacı olduğunu gördüler.

  5. IMG_1682Her hava koşulunda eğlence

    Soğuk, yağmurlu havada dışarı çıkmaya üşenmek ya da “aman hastalanır” diye endişelenmek biz büyüklerin hüsnü kuruntusu.  Çocuklar her havada oyun oynayabiliyor. Kırağı düşmüş yaprakların çıkardığı sese heyecanlanıp, ilk ben basacağım diye koşmak, küçük bir rampanın yağmurdan çamur olmuş toprağından kaydırak yapmak, üşümemek için hareket etmenin önemini onlar bizden daha iyi biliyor. Sıcak havalarda sineklerin dansını da izlemeyi de onlardan öğrendim. Yağmur ya da kara uygun kıyafetlerle çamurda oynayabileceklerini söylediğimizde gözlerindeki parlaklık ve sevinç paha biçilmez.