Bu söz beni gerçekten etkiliyor. Bu sebeple çocukların doğayı daha fazla tanımaları için fırsatlar yaratmaya çalışıyorum.(Neler yapmaya çalıştığım/ çalıştığımız ayrı bir yazı konusu.) Eğer doğayı koruyamazsak, ilerde çocuklarımızı büyük tehlikeler bekliyor olacak.

Ne mi yapıyorum peki ben? Çocuklarla beraber daha fazla doğada olmanın yollarını arıyorum.

IMG_7789Bu nedenle geçen baharda Almanya’ya gittim. Almanya’nın en kuzeyinde bulunan küçük bir kasaba Flensburg.

Bizi kabul eden ve yaptığı eğitim ile ilgili detayları paylaşan öğretmen uzun zamandır Flensburg Orman sınıfının başında bulunuyor.

Beraber oldukları yaş grubu 2 ile 6 yaş arasında 22 çocuktan oluşuyor. İki öğretmen ve bir stajer olarak çalışıyorlar. Ormanın içine çocukları karşıladıkları bir alanları var. Her sabah aileler genelde bisikletleri ile çocuklarını buraya getiriyorlar ve öğretmenlere teslim ediyorlar. Çocuklar kahvaltı etmiş olarak geliyor. Ve hemen oyuna geçiyorlar. Tüm çocuklar aşağı yukarı 09.30 kadar gelmiş oluyorlar.

Sonrasında bulundukları alanda çember şeklinde oturabilecekleri bir alanları var, oraya çağırılıyor bütün çocuklar. Ama bu çağırılma bir şarkı ile. Öğretmenlerden bir tanesi sesini yükseltmeden normal bir ses tonu ile şarkı söylemeye başlıyor ve çocuklar oturma alanına gelmeye başlıyor. Sabah yoklamasını yapıyorlar. Öğretmenler değil çocuklar yapıyor. Kaç kişi olduklarını saymak isteyen var mı sorusuna cevap veren 2 yaşındaki bir çocuk yanlış sayarak vermese de öğretmen tüm sakinliği ile kabul edip, teşekkür ederek başka bir çocuğa söz veriyor.5- 6 yaşlarındaki çocuklar kaç kişi geldiğini kimlerin gelmediğini söyleyerek toplama-çıkarma çalışmaları yapıyorlar.

IMG_8007Hava durumunu ve hangi oyun alanına gitmek istedikleri konuşuyorlar sonra. Niye hangi oyun alanı? Çünkü ormanda kullanabilecekleri 40 ayrı oyun alanı var. Bu oyun alanlarının hiçbirinde yapılandırılmış malzeme yok. 40 oyun alanının isimleri var. Ve hava durumuna göre ortak karar veriliyor. Bir oyun alanına karar verildikten sonra yola çıkıyoruz. Yaklaşık 1,5kmlik bir yürüme yolumuz var.

Çocuklardan büyük olanların birkaç tanesi önden koşarak gitmeye başladılar. Biz misafir olarak kalabalık bir gruptuk. Yaklaşık 15 yetişkin olarak çocukların arasında yürüyoruz. Bir süre sonra önden giden çocuklar durdu. Ben de neden durduklarını sordum. Burası yol ayrımı, hangi taraftan gideceğimize Petra karar verecek, onu bekliyoruz dedi. Sonra Petra ile konuştuğumuzda hava şartlarına göre hangi yollardan gidileceğine kararı öğretmenlerin verdiğini ve çocukların yol ayrımlarında beklediklerini söyledi. Bu arada bir çocuk dikkatimi çekti. Kendi boyunun yaklaşık 3 katı uzunluğundaki bir ağaç dalını arkasından sürükleyerek taşıyordu. Tüm yol boyunca taşıdı oyun alanına kadar, dönüşte yine oyun alanından geri toplanma alanına kadarda taşıdı. Ben orman okulları ile ilgili eğitimi Finlandiya’dan almıştım ve onların sisteminde şöyle bir kural vardı. Herkes kendi kol boyu kadar dal parçası taşıyabilir. Bu bilgi ile Petra’ya bunu sordum. Siz izin veriyorsunuz ve sakınca görmüyorsunuz dedim. O da bana Evet, görmüyorum. Çünkü her çocuğun ihtiyacı ve gelişim süreci farklı. O çocuk o dal parçası ile vücut dengesini bulmaya çalışıyor. IMG_8003Başkalarına ve kendine zarar vermediği sürece problem değil ki dedi. Doğru! Bir öğretmenin çocukların gelişim ve ihtiyaçlarına göre karar verebilmesi ve uygulayabilmesidir esas fayda.

Gittiğimiz oyun alanı değişik bir alandı. Bir çok ağacın devrilmiş olduğu bir alan. Bu bölgede devrilen ve kesilmek zorunda hiçbir ağaç yerinden kaldırılmıyor. Tekrar doğaya dönüşümü bekleniyor. Çocuklar için inanılmaz bir cennet, ağaçlardan köprüler, oyuklar, farklı farklı alanlar dolu. Yaklaşık 40- 50 dakika çocuklar serbest oyun oynadılar.

Flensburg’ta bir orman anaokulunun günü işte böyle geçiyor. Biz ise şimdilik haftada üç gün iki saat ormana gidebiliyoruz. Bir gün inanıyorum ki, hem böyle bir eğitimi bizlerde yapabileceğiz hem de böyle eğitmenler yetiştirebileceğiz.

Yani doğa hem çocuklar hem de yetişkinler için en iyi eğitim ortamı….